top of page

Alarm Zili Çalıyor: Şirketiniz AB'nin Yapay Zeka Yasası'na Hazır mı?

  • Yazarın fotoğrafı: Erkan Öztürk
    Erkan Öztürk
  • 25 Eki 2025
  • 2 dakikada okunur

"Zamanımız var, 2026 daha uzak."


Avrupa Birliği'nde faaliyet gösteren veya AB vatandaşlarına hizmet sunan birçok şirketin yöneticisi, muhtemelen bu cümleyi kurmuştur. Ancak son anketler ve araştırmalar, bu düşüncenin tehlikeli bir rehavete işaret ettiğini gösteriyor. Dünyanın ilk kapsamlı yapay zeka düzenlemesi olan AB AI Yasası (AI Act) için geri sayım devam ederken, birçok şirket uyum sürecine aktif olarak başlamış bile değil.

Peki, göz ardı ettiğimiz bu yasa ne kadar ciddi? Cevabı kısaca: Çok ciddi.


Bu Yasa Neden Bu Kadar Önemli?

AB AI Yasası, sadece bir "teknoloji düzenlemesi" değil; iş yapış şeklimizi temelden etkileyecek bir paradigmadır. İşte iki kritik nokta:


  1. Risk Bazlı Yaklaşım: AI sistemlerinizi "kabul edilemez risk"ten "minimal risk"e kadar kategorilere ayırır. Kullandığınız AI, insan kaynakları, kredi skorlama veya kritik altyapılarda mı kullanılıyor? O zaman "yüksek riskli" kategoridesiniz ve çok daha sıkı kurallara tabi olacaksınız.

  2. Küresel Etki (Brükkels Etkisi): AB pazarına bir ürün veya hizmet sunan her şirket bu kurallara uymak zorunda. İster San Francisco'dan ister Singapur'dan olun, fark etmez. Tıpkı GDPR'da olduğu gibi, AB yine küresel standardı belirliyor.


Hazırlanmamanın Bedeli Ağır Olacak

"Bize dokunmaz" demeyin. Yasanın getirdiği yükümlülükler ve yaptırımlar oldukça caydırıcı:


  • Şeffaflık: Kullanıcılarınız, bir AI ile etkileşime girdiklerini net bir şekilde bilme hakkına sahip olacak. Chatbot'unuz, içerik öneri sisteminiz veya otomatik müşteri hizmetleri araçlarınız buna dahil.

  • Veri ve Yanlılık (Bias): Yüksek riskli sistemler için kullandığınız eğitim verilerinin kalitesi, güvenliği ve yanlılıktan arındırılmış olması gerekecek.

  • İnsan Gözetimi: Otomasyonun tamamen insan denetiminden uzak olması kabul edilemeyecek.

  • Cezalar: Kurallara uymamanın cezası küresel yıllık cirosunun %7'si veya 35 milyon Euro'ya kadar varan para cezaları olabilir. Bu, GDPR'ın ötesinde bir caydırıcılık.


Peki Şirketler Neden Hâlâ Hazırlanmıyor?

Anketlerin gösterdiği hazırlıksızlığın arkasında birkaç ana neden yatıyor:


  1. Karmaşıklık Korkusu: Yasa metni karmaşık. Hangi sistemin hangi risk kategorisine girdiğini anlamak için uzmanlık gerektiriyor.

  2. "Yüksek Riskli Değiliz" Yanılgısı: Birçok şirket, kullandığı AI'ın sadece "minimal risk" olduğunu düşünüyor. Oysa şeffaflık gibi genel kurallar neredeyse tüm AI kullanıcılarını etkileyecek.

  3. Maliyet Endişesi: Uyum süreci, sistemlerin yeniden gözden geçirilmesi, veri altyapısının iyileştirilmesi ve dokümantasyon anlamına geliyor. Bu da bütçe ve kaynak gerektiriyor.

  4. "Bekle ve Gör" Stratejisi: 2026'yı uzak bir tarih olarak görmek ve resmi rehberlerin tamamlanmasını beklemek, en büyük tuzak.


Şimdi Harekete Geçmek İçin 4 Adım


2026 uzak değil; özellikle de kurumsal değişim için. İşte bugün başlayabileceğiniz adımlar:


  1. Stok Çıkarın (AI Envanteri): Şirketinizde hangi AI sistemleri ve modelleri kullanılıyor? Hepsinin bir listesini yapın. (ChatGPT, Midjourney gibi hazır modeller de dahil!)

  2. Risk Değerlendirmesi Yapın: Bu envanteri, yasanın risk kategorilerine göre değerlendirin. Harici bir danışmandan yardım almak bu aşamada çok değerli olabilir.

  3. Veri Yönetiminizi Gözden Geçirin: AI'ınızı neyle besliyorsunuz? Veri kalitesi, güvenliği ve çeşitliliği artık yalnızca bir teknik mesele değil, yasal bir zorunluluk.

  4. İç ve Dış İletişim Stratejinizi Planlayın: Çalışanlarınızı ve müşterilerinizi, AI kullanımınız konusunda nasıl bilgilendireceksiniz? Şeffaflık, yeni güven stratejinizin temel taşı olmalı.


Unutmayın: Bu yasa bir angarya değil, bir fırsattır. Güvenilir, şeffaf ve etik AI kullanan şirketler, müşteri sadakati ve rekabet avantajı konusunda bir adım öne geçecek.

Sizce şirketiniz bu yeni düzene ne kadar hazır? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

© 2025, Erkan Öztürk 

bottom of page