Kurumlarda Yatay ve Dikey Sessizlik
- Erkan Öztürk

- 24 Eki 2025
- 2 dakikada okunur
35 yıllık BT sektörü kariyerimde sayısız kurumsal şirketin iç yapısını gözlemleme fırsatım oldu. En sık karşılaştığım ve belki de kurumlardaki kangren sorunlardan biri, "departman müdürlerinin arasındaki görünmez antlaşmalar". Sen bana dokunma ben de sana dokunmam.
1. Yatay Sessizlik: "Bu, Bizim Departmanımızın Sorunu Değil"
Örneğin, bir departmanın iş yükü ve verimliliği, doğrudan diğer bir departmanın iş yapış şeklinden etkilenir. Operasyon Müdürlüğü'nün basit bir filtreleme yapmaması, BT'nin en değerli teknik kaynağını basit işlerle meşgul ederek, kurumun asıl teknolojik yatırımlarını ve sistem stabilitesini riske atabilir.
Oysa unutulan kritik bir gerçek şu: Müşteriniz veya iç müşteriniz için şirketiniz bir bütündür. Hiç kimse "Operasyon departmanı sorumluluğunu yerine getirmiyor" diye düşünmez; "BT departmanı yavaş ve verimsiz" yargısına varır. Sorunlar kurum içinde departmanlara ayrıştırılabilir ama kurum dışına (veya nihai çıktıya) çıktığınızda tek bir marka ve itibar olarak yansır.
2. Dikey Sessizlik: "Yönetemiyor Gibi Görünmek İstemem"
Çoğu müdür, "Operasyon bizi gereksiz işlerle meşgul ediyor" diye üst yönetime bu durumu bildirmez. Bu davranışın altında, "Kendi otoritemi ve ekibimi koruyamıyorum" veya "Diğer müdürle aramı bozuyorum" korkusu yatar. Bu dikey tepkisizlik, üst yönetimin departmanlar arası sürtüşmelerden ve verimlilik kayıplarından habersiz kalmasına neden oldu.
Asıl zayıflık, sorunları saklamak ve çözümsüzlüğü kabullenmektir. Güç ise, "Bu sorun şirketin çıkarına aykırıdır" diyerek veriye dayalı bir şekilde üst yönetimi bilgilendirmekten geçer.
Çözümün Anahtarı: "Riski Göze Alan Diyalog"
Verdiğim örneklerdeki gibi sorunlar, departmanlar arası net süreçler ve etkin iletişim olmadan çözülemez. Bu, müdürlerin bir araya gelip, "Sizin iş yapış şekliniz benim ekibimin performansını şu şekilde etkiliyor" diyebilmesini gerektirir. Ne yazık ki birçok müdür, "şirketteki konumunu korumak" ve "uyumlu" görünmek uğruna, kendi ekibinin rahatsızlığını gidermek için diğer müdürlerle zorlu bir diyaloğa girmeyi göze alamaz.
Ancak unutulmamalıdır ki, bir müdürün asıl görevi, departmanının verimliliğini ve çalışanlarının morali en üst düzeye çıkarmaktır. Bu da ancak diğer müdürlerle her türlü fikir tartışmasını yapabilmekten, inisiyatif almaktan ve kurumun genel çıkarı için mücadele etmekten geçer.
Peki sizin şirketinizde benzer "müdürler arası görünmez antlaşmalar" var mı? Departmanınızın verimliliği, bir başka departmanın "kötü işleyişi" yüzünden sekteye uğruyor mu?
Deneyimlerinizi ve bu sessizlik kültürünü kırmak için önerilerinizi yorumlarda paylaşmanızı diliyorum. Kurumsal verimlilik üzerine daha fazla içerik için beni takip etmeyi unutmayın. Gruplarınızda paylaşırsanız ayrıca çok sevinirim.
.jpeg)



Yorumlar